Sezgisel Beslenme

Sezgisel beslenme, bedenimizin sinyallerini dinleyerek, onun ihtiyaçlarını gözeterek yiyecek seçimleri yapmamızı sağlayan bir yaklaşımdır. Sezgisel beslenme sayesinde yemek seçimlerimizi açlık ve tokluk durumumuzu, ruh halimizi, duygu ve düşüncelerimizi, bedenimizin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak yaparız. Nelerden kaçınılması ve ne veya ne zaman yemesi gerektiği konusunda kurallar koymaz. Bunun yerine, bu seçimleri yapacak en iyi kişi – tek kişi – olduğunuzu öğretir. Sezgisel beslenme, yiyeceklere ve vücut imajına karşı sağlıklı bir tutum geliştiren bir yeme tarzıdır. Ana odağı kilo değil, yeme davranışıdır. Buradaki fikir, acıktığınızda yemek yemeniz ve tok olduğunuzda durmanız gerektiğidir. Bu sezgisel bir süreç olsa da, birçok insan için değildir. Diyet kitaplarına ve uzmanlara neyin, ne zaman ve nasıl yenileceğine güvenmek, sizi vücudunuza ve onun sezgisine güvenmekten alıkoyabilir. Sezgisel olarak yemek yemek için vücudunuza nasıl güveneceğinizi yeniden öğrenmeniz gerekebilir. Bunu yapmak için fiziksel ve duygusal açlığı ayırt etmeniz gerekir;

  • Fiziksel açlık: Bu biyolojik dürtü size besin almanız gerektiğini söyler. Yavaş yavaş oluşur ve mide hırlaması, yorgunluk veya sinirlilik gibi farklı sinyallere sahiptir. Herhangi bir yemek yediğinizde tatmin olur.
  • Duygusal açlık: Bu, duygusal ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Üzüntü, yalnızlık ve can sıkıntısı, genellikle yiyecekleri rahatlatan, yemek için istek yaratan duygulardan bazılarıdır . Daha sonra yemek yemek suçluluk ve kendinden nefret etmeye neden olur.

Sezgisel yeme terimi 1995 yılında Evelyn Tribole ve Elyse Resch tarafından yazılan bir kitabın başlığı olarak icat edilmiştir. Bununla birlikte, kavramın daha önceki fikirlerde kökleri vardır. İlk öncüler arasında 1978’de “Fat is a Feminist Issue” adlı kitabını yayınlayan Susie Orbach ve 1982’den beri duygusal yeme hakkında yazılar yazan Geneen Roth yer almaktadır. Bundan önce Thelma Wayler, 1973 yılında Vermont merkezli Fox Run’da Green Mountain adlı bir kilo yönetimi programı kurmuştur. Program, diyetlerin işe yaramadığı ve yaşam tarzı değişikliklerinin ve kişisel bakımın uzun vadeli sağlık için daha önemli olduğu ilkesi üzerine inşa edilmiştir.

Sezgisel beslenmenin temel olarak 10 prensibi vardır:

1. Diyet zihniyetini reddedin; Diyet yaparken kısıtlı bir kalori aldıktan sonra kişilerde bazal metabolizmanın yavaşlaması ve diyeti bıraktığı zaman kiloları geri alması bir kısır döngüye neden olur. Sezgisel beslenme anti-diyettir yani tüm diyet kurallarını geride bırakır. Kişinin kendi açlık ve tokluk sinyallerine göre beslenmesini esas alır.

2. Açlığınızı onurlandırın; Vücudunuzun erken açlık sinyallerine yanıt verin. Acıktığınızda görmezden gelip yemek yemediğinizde muhtemelen ilk fırsatta yiyeceğiniz yemeğe bir saldırı olacaktır. Aşırı acıkmanıza izin verirseniz, aşırı yemek yemeniz kaçınılmaz olacaktır. Bu yüzden uzun süreler boyunca kendinizi aç bırakmayın ve vücudunuzu dinleyip ihtiyacı olan enerjiyi ihtiyacı olan zamanda verin.

3. Yemeklerle barışın; .Ne yemeniz veya yememeniz gerektiğiyle ilgili fikirlerden kurtulun. Yiyecekleri iyi ya da kötü olarak kategorize etmeyin. Kendinize yasak olarak koyduğunuz ve tüketmekten kaçındığınız bir yiyecek daha sonra aşırı yeme ataklarıyla sonuçlanabilir. Ya da diyete başlamadan bir gün önce çok fazla hamburgeri sırf bir daha yiyemeyeceğim düşüncesi yüzünden yediğinizde bu bedeninizi muhtemelen rahatsız edecektir. İstediğiniz yiyeceği istediğiniz zamanda yiyebileceğinizi bildiğinizde ihtiyacınız olan kadarını yemek sizin için yeterli hale gelecektir.

4. Yiyecek polisine meydan okuyun; Yiyecekler ya da kendi bedeniniz üzerine oluşturduğunuz inanç kalıplarını farkedin. Mesela ‘’Meyvede çok şeker var bu yüzden tüketmemeliyim’’, ‘‘Zayıf değilsem güzel olamam ve beni kimse beğenmez’’. Bu tür düşünceler çevreden ya da kendi zihin kalıplarımızdan oluşturduğumuz gerçekliği olmayan düşüncelerdir. Sizde hangi kalıpların olduğunu fark edin ve gerçekliğini değerlendirin.

5. Tokluğunuzu hissedin; Vücudunuz size acıktığında olduğu gibi, doyduğunda da sinyaller gönderir. Bu sinyalleri duymak için yemeğe aşırı aç oturmayın, başka şeylerle ilgilenmeyin ya da yemek yemenin ardında farklı bir neden olup olmadığını anlayın. Yemek sırasında ara ara kendinize “Şu anda nasıl hissediyorum?”,  “Bu yiyeceğin tadı nasıl?”, “Devam etmek istiyor muyum?” gibi sorular sorarak dikkatinizi yemeğinize ve bedeninize getirebilirsiniz.

6. Memnuniyet faktörünü keşfedin; Yeme deneyiminizi keyifli hale getirin. Size iyi gelen sevdiğiniz bir yemeği yiyin.Yemek yemeyi zevkli bir deneyim haline getirdiğinizde, sizi tatmin etmek için daha az yemek gerektiğini fark edebilirsiniz.

7. Duygularınızla yiyecekleri kullanmadan başa çıkın; Çoğu kişi için yemek yemek, duygularla başa çıkmak için bir strateji olabiliyor. Fakat uzun vadede negatif duyguları ortadan kaldırmak için kullanabileceğimiz sürdürülebilir bir yöntem değildir. Yürüyüşe çıkmak, meditasyon yapmak, müzik dinlemek veya bir arkadaşınızı aramak gibi duygularınızla başa çıkmak için yemekle ilgisi olmayan yollar bulun.Açlık diyebileceğiniz bir duygunun gerçekten duyguya dayandığı zamanların farkında olun.

8. Bedeninize saygı gösterin; Vücudunuzu nasıl göründüğü ve onun hakkındaki düşüncelerinizi kabul edin. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın. Her beden özel ve güzeldir. Sağlıklı olduğu için, bizim bu dünyadaki evimiz olduğu için bedeninize hak ettiği minnettarlığı gösterin. Kişisel bakımınızı aksatmamak ve uyku, beslenme, hareket gibi bedeninizin ihtiyaçlarına cevap vermek ona saygı gösterdiğinizin göstergeleridir.

9. Egzersiz: farkı hissedin; Diyet kültürü ile oluşturduğumuz spor rutini bazılarına ceza olarak gelebilir. Sporu sadece kilo vermek için bir araç olarak kullanmaktansa bedeninize olumlu etkileri olan bir aktivite gibi görün. Hoşunuza giden ve vücudunuzu hareket ettirmenin yollarını bulun. Odağınızı kilo vermekten enerjik, güçlü ve canlı hissetmeye kaydırın.

10. Sağlığınıza saygı gösterin- nazik beslenin; Sağlığınızı şekillendiren şeyin genel beslenme akışkanlıklarınız olduğunu unutmayın. Bir öğün veya atıştırmalık sağlığınızı iyileştirmeyecek veya bozmayacaktır. Yiyecekler hakkındaki “kötü” “yasak” gibi fikirlerimizi ortadan kaldırdığımızda ve kendimize koşulsuz izin verdiğimizde zaten bedenimiz için en gerekli ve doğru seçimleri yaptığımızı görebiliriz.

Hayatının belli bir döneminde diyetle mücadele eden, sürekli kilo alıp veren, duygusal yeme, yeme atağı, yeme davranışı bozukluğu olan kişiler için yiyeceklerle ce bedenleriyle ilişkilerini iyileştirmek için uygun bir tekniktir. Birincil hedefi kilo almak yada vermek olan kişiler için, Anoreksiya ya da Bulimiya hastaları için uygun değildir.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.